Aikido.

AIKIDO NEDİR?

Aikido, O’Sensei Morihei Ueshiba tarafından yirminci yüzyılın başlarında, geleneksel Japon dövüş sistemleri üzerine yaptığı kapsamlı çalışma ve incelemeler sonucunda oluşturduğu kılıç, uzun sopa/mızrak ve bıçak gibi silahların da kullanıldığı, fırlatma, eklem kilitleme, vuruş ve sabitleme tekniklerini içeren modern bir Japon Savaş Sanatı dır.

AIKIDO’NUN FELSEFİ ANLAMI

Kelime Anlamı olarak Aikido;

Japonca

Ai – Uyum, uyumlu olmak ya da birleşmek

Ki – Ruh; yaşam gücü ya da evrensel enerji

Do- Yol

Hecelerinin birleşmesi ile, “Evrensel enerji ile uyum yolu” demektir.

“Evrensel enerji ile uyum yolu”

Hiçbir Aikido tekniği, saldırı ile başlamaz.  Aikido çalışmalarının temel amacı, İnsanın bencillikten arınması, duyarlı ve saygılı olmasıdır. O’Sensei’nin deyişi ile Aikido, ‘Evrenin maneviyatının kabul edilmesi ve doğadaki her varlığın korunmasıdır.

Aikido’nun amacı yok etmek değil yaratmaktır. Bunu sağlamak için Aikido, herhangi bir tehlike ya da saldırıyla karşılaşılması halinde, rakibin enerjisini kullanarak kendini savunma prensibiyle hareket eder. Bununla beraber, Aikido sadece savunma sanatı olarak da anlaşılmamalıdır. Tekniklerin gerçek hızında uygulanması durumunda ciddi sakatlıklar, hatta ölüm kaçınılmaz olabilir. Aikido’nun müsabakasının olmamasının sebebi de budur.

Ancak, Aikido aynı zamanda karşındakine zarar vermeme felsefesini içerir. İşte bu “zarar verebilecekken, vermemeyi öğrenebilme ve isteme” durumu Aikido’yu aynı zamanda bir sevgi yolu da yapmaktadır.

Aikido’nun akıcı hareketlerinin içine felsefi ilkeler işlenmiştir. Negatif enerjiyle mücadele edilmez, onunla bütünleşilir, kontrol edilir ve yeniden yönlendirilir. Aikido çalışmaları doğanın dengesine olan minnettarlığımızı derinleştirir ve bizi çevreyle, diğer insanlarla ve kendimizle barışık hale getirir.

Aikido yalnızca bir fiziksel aktivite değil, bedenin, ruhun ve aklın eğitim sürecidir. Aikido’nun tam manasıyla çalışılmasıyla, kişinin kendisine karşı mücadele etmesi, korkularıyla yüzleşmesi ve saldırgan içgüdülerinin üstesinden gelmesi mümkün hale gelir. Bu şekilde kişinin kendine olan güveni artar, kişisel egosu ve negatif mücadele ruhu, kişinin karşılıklı saygı çerçevesinde saflaşacağı ve sınanacağı yaratıcı savaşçı bir ruha dönüşür.

Aikido’da tekniklerin iki yapılış biçimi vardır. Bunlardan birincisinde, omote, saldırı yönüyle savunma yönü karşı karşıyadır. Bu uygulama biçiminde saldırganın ve savunanın güçleri çarpışır. Söz konusu biçim yalnızca bazı şartlar altında uygulanabilir. Eğer siz saldırgandan daha güçlü ve iriyseniz, ya da saldırgan daha hareketinin başında ve dolayısıyla dengesizse, tekniklerin “omote” biçimlerini uygulayabilirsiniz.

Ama tüm savaş sanatları, zayıfın güçlüyü yenmesini mümkün kılma ilkesi doğrultusunda gelişmiştir. Bu yüzden tekniklerin ikinci uygulanış biçimi, ura, çok önemlidir. Tekniklerin bu uygulanışlarında ana ilke; saldırı ve savunmanın aynı yönde olmasıdır. İki taraf savunma esnasında “birbirlerine karışırlar”. Bu esnada saldırgan dengesini yitirecek ve savunma tarafından yönlendirilmeye başlayacaktır.

Aikido, salt bir mücadele yönteminden daha fazlasını içermelidir.  Hindistan ve Çin’de uygulanan meditatif disiplinlerden etkilenen Japon savaş sanatları, fiziksel olduğu kadar içsel bütünlüğe de önem vermiştir.

Can almayı çok iyi bilen, kılıcını şefkat ve sezgisel güç ile kullanan ideal savaşçı, Japon düşüncesine göre basit bir ölüm makinesinden daha fazlası olmak zorundadır ; O, prensipleri adına ve görevlerini yerine getirebilmek için canını (ama asla onurunu değil) memnuniyetle feda edebilen bir  dürüstlük, cesaret ve sadakat modelidir.

Bu gelenek ile yoğurulmuş olan O-Sensei, Aikido’yu yalnızca bir düşmanı ortadan kaldırma aracı olarak değil aynı zamanda ideal savaşçının olumlu karakterini teşvik etme ve nihayetinde ortaya çıkan dualist çatışmanın ötesine geçme aracı olarak tasarladı.

 O-Sensei’ye göre, Aikido SHUGYO’dur: insan karakterini mükemmelleştirmek ve gerçek bilgeliği geliştirmek için yapılan yoğun bir fiziksel ve ruhsal eğitim..

AIKIDO’NUN TARİHÇESİ

Aikido’nun kökeni 9. Yüzyıla kadar uzanmaktadır. Diğer savaş sanatlarından farklı olarak Aikido saray çevresinde ortaya çıktı. Saray çevresindekilerin savaşırken karşılaştıkları temel sorun düşmanlarının da tıpkı kendileri gibi zırhlı olmasıydı. Bu yüzden zırhların açık ve bağlantı bölgelerine yönelik özel bir savaş sanatı geliştirmek gerekiyordu. Bu ihtiyaçtan yola çıkan General Minamoto Yoshimitsu (1045 – 1127) klasik Aiki-Jutsu’yu geliştirdi. Yoshimitsu’nun ilgisi korunmasız bölgeler olan el ve eklemlere yönelikti. Ani burkmalar, kaldıraç ve atış teknikleri geliştirdi. 14.yy’dan itibaren bu yenilenmiş sistem Takeda ailesinin eline geçti ve onların himayesinde gelişerek bugünlere geldi. Takeda ailesinin teknikleri gizliydi ve sadece aile üyelerine öğretiliyordu. Bu teknikleri ilk olarak Takeda Sokaku (1863- 1943) halka açık bir biçimde öğretmeye başladı. Takeda Sokaku öğrettiği sisteme Daito-Ryu-Aiki-Jitsu adını vermişti ve en önemli öğrencileri arasında bugün bilinen şekliyle Aikido’yu kuran Morihei Ueshiba da bulunuyordu.

AIKIDO’NUN BEŞ PRENSİBİ

Kurucu Tarafından Öğretildiği Şekliyle:

1) Aikido, evrendeki sonsuzluğa giden tüm yolları birleştiren yoldur ; Herşeyi içeren ve bir bütün haline (tek vücut haline) getiren Evrensel Zekadır.

2) Aikido, evren tarafından öğretilen gerçektir ve bu dünyadaki yaşamlarımıza uyarlanmalıdır.

3) Aikido, insanlığı Evrensel Bilinç ile birleştiren yoldur.

4) Aikido, her birey kendi gerçek arayışı sonucunda evrenle bütünleştiğinde tamamlanmış (bitmiş, son haline gelmiş) olacaktır.  Bu cümle, çok benzer bir anlam ifade etmekle beraber, şöyle de çevrilebilir. ‘’Her birey kendi iç dünyasındaki gerçeği arayış yolunu takip edip evrenle bir bütün haline geldiğinde, Aikido’nun misyonu tamamlanacaktır’’

5) Aikido, sonsuz mükemmelliğe ve Yaratıcı’nın sürekli artan görkemine götüren güç ve şefkat yoludur.

AIKIDO’NUN STRATEJİLERİ

1. AIKIDO VE UYUM: Aİ

Sözcük anlamı “evrensel enerjiyle uyum yolu” olan Aikido’nun ilk hecesi olan “ai” uyum anlamına gelmektedir. Aikido’da saldırı yoktur, müsabaka yoktur. Yalnızca saldırganın enerjisini alıp onu yönlendirmekten ve zararsız hale getirmekten bahsedilebilir.

Savaş sanatları geleneksel olarak ikiye ayrılırlar. Bazı savaş sanatları rakibe sertlikle cevap verme esasına göre şekillenmişlerdir. Aikido gibi Savaş Sanatları ise daha farklı bir yolu esas alırlar. Bu yola “juho” yani “yumuşaklık yolu” da denir. Bu yönüyle Aikido savaş sanatlarının temelinde yer alan “yumuşaklık” prensibini incelemek için bir laboratuar görevi görmektedir.

Aikido’da rakibin saldırısına güçle karşılık verilmez. Her zaman saldırganın bizden daha güçlü olduğu var sayılır. Kişinin kendisinden daha güçlü bir rakibe güçle karşı koymaya çalışması durumunda yenilgi kaçınılmazdır. Bu ön kabul nedeniyle, Aikido rakibin saldırısını, gücünü ve hızını ona karşı kullanma stratejisi geliştirmiştir.

Saldırı ne kadar güçlü ve gerçekçiyse, uygulanan teknik de o derece güçlü ve gerçekçi olacaktır. Ardından dairesel bir hareketle rakibin dengesi bozulur. Denge merkezinden uzaklaşmış saldırganı yönlendirmek çok basittir. Bu iş için artık herhangi bir kuvvete de gerek kalmayacaktır.

Bunu yapabilmek için saldırının önünden kaçarken saldırganın kuvvetini engellemeye değil, aksine onu yaymaya ve uzatmaya çalışır. Amaç yalnızca saldırıyı doğrudan karşılamamaktır. Rakip tarafından tutulduğunuzda direnmezsiniz. Normalde vereceğiniz tepkinin tersine eğer rakip sizi itiyorsa onu çekersiniz; çekiyorsa itersiniz. *

“Uyum” için en iyi örneklerden birisi, Savaş Sanatlarında sıkça kullanılan “hito e mi” stratejisidir. Sözlük anlamı “birleştirici eylem” olan bu strateji “bir bedende kaynaşmak” anlamına gelir. Bu stratejiye göre tekniği yaparken asla “rakibime şunu yapıyorum” diye düşünmemelisiniz. Tekniğinizi “rakibinize karşı” biçimlendirirseniz, çok fazla güç harcarsınız ve tekniği başarıyla uygulama şansınız da azalır. Oysa aynı tekniği rakibinizle birlikte bir şey yapma duygusuyla uyguladığınızda, çok daha az eforla çok daha büyük bir verim elde edersiniz.

İriminage tekniği buna tipik bir örnektir. Bu teknikte kelime anlamı ‘giriş’ olan “irimi” adımlamasıyla rakibin ölü noktasına geçilir ve adeta onunla ‘bütünleşilir’ Öyleki, eğer yapacağımız teknik kusursuz olsun istiyorsak, rakibin aynadaki görüntüsü gibi olmamız gerekmektedir. “İrimi” savaş sanatları açısından çok eskiden beri bilinen bir strateji olmasına rağmen, esas olarak Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba tarafından geliştirilmiştir. Günümüzde “iriminage”, yani giriş atışı Aikido’ya has bir teknik olarak kabul edilmektedir.

Uyum ve Yönlendirme stratejisine karşılıklı iletişim alanından bir örnek verebiliriz. Bir tartışma esnasında öncelikle ses tonunuzu karşınızdakiyle eşleştirmeniz gerekmektedir. Burada bir uyum sağladıktan sonra, ses tonu yavaş yavaş düşürüldüğünde karşınızdaki de ses tonunu düşürecektir. Bundan sonra yönlendirme kişinin ustalığına kalmıştır. Bu teknik, savaş sanatlarında kullanılan “katsuri no heiho” stratejisine benzemektedir. “Katsuri” kazanmak için hızı değiştirmek anlamına gelir. Rakibinizin ritmini bozmanız ve onun alışık olduğu ritme dönmesine engel olmanız gerekir.

Yönlendirme, bir strateji gereği, yanlış bir yöne de olabilir. “Utsurakashi” denilen bu stratejiye göre duygular bulaşıcıdır. Belli bir duyguyu hissediyormuş gibi yaparak, karşınızdakinin de aynı şeyleri hissetmesine yol açabilirsiniz. Eğer gergin bir tavır takınırsanız karşınızdaki de bir süre sonra kendini gerilmiş hissetmeye başlayacaktır. Ya da tam tersi bir yöntem izlenerek rakibe bezgin bir ruh hali bulaştırılır ve ardından saldırıya geçilir.

Karşımızdaki ile uyum kurmanın yollarından birisi de onun güvenlik çemberine girmektir. Merkezi ele geçirme stratejisine “chushin dori” denir. Bazen strateji gereği insanların kendilerini çevreleyen yaklaşık 90 cm.’lik kişisel güvenlik alanına girerek onları rahatsız etmeyi tercih edebiliriz. Örneğin bir tartışma esnasında rakip ne kadar mantıklı bir düşünce sunarsa sunsun, yanınıza yaklaştığınızı hissettiğinde tedirgin olacaktır. Bu “istila” duygusu onu mantık düzleminden çıkararak duygusal düzleme çekecektir. Merkezi ele geçirme stratejisi özellikle liderlik açısından önemlidir. Bir lider grubuyla yeni tanıştığında ilk anda merkezi ele geçirmelidir.

Karşılıklı mücadelede üç tür merkez vardır. Saldıranın merkezi, savunanın merkezi ve ikisi arasındaki merkez. Aikido’da saldırıya uğrayan kendi ağırlık merkezine yoğunlaşarak onu sağlamlaştırır. Tüm teknikler saldırının uzaysal düzlemde uzatılması, dolayısıyla saldırganın kendi merkezinden uzaklaşması ve saldırıya uğrayanın saldırganla kendi arasındaki merkezi ele geçirmesi esasına dayanır.

Sun Tzu “Savaş Sanatı”nda “Askeri harekatta önemli olan zaferdir, inat değil” der. Değişim ve esneklik stratejileri savaş sanatları açısından çok önemlidir. Bunlardan en önemlisi “Dağ deniz değişimi” anlamına gelen “sankaikawari no heiho’’ dur. Burada anlatılmak istenen önceki ve sonraki strateji arasındaki farkın dağ ile deniz arasındaki fark gibi olması gerektiğidir.

Aikido’da savunma esas olduğu, tekniklerde saldırganın gücü kullanıldığı için tüm savunma stratejisi her an değişebilir. Kendini savunan kişi saldırı biçimine göre değişmek ve gerekli savunma stratejisini bulacak esnekliğe sahip olmak zorundadır.

2. BEDEN-ZİHİN BİRLİĞİ

Zihnimizden geçenleri, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bedenimizde yansıtırız. Bu yüzden zihnin ve bedenin birbirleriyle uyum halinde çalışması kişinin performansını arttıracaktır. Savaş sanatları açısından performans, kelimenin tam anlamıyla, can alıcı bir sorundur. Bir spor karşılaşmasında maçı kaybedersiniz. Oysa bir savaş sırasında kaybedilebilecek şeyler çok daha fazladır.

Efsanevi kılıç ustası Miyamoto Musashi, “Savaş duruşunuzu her günkü duruşunuz, her günkü duruşunuzu savaş duruşunuz yapın” diyerek duruşa ve dolayısıyla görünüşe (minari) vurgu yapmıştır. Savaş sanatlarının ortak bakış açısına göre duruşunuz ve görünüşünüz güçlü ise, kendinizi güçlü hissedersiniz. Bu yüzden teknikleri uygularken ağırlık merkezine yoğunlaşma, omuzların yere paralel ve omurganın dik olması üzerinde çok durulur. Bu şekilde rakibi duraksatır ve hatta korkutabilirsiniz.

Aikido’da bedensel kuvvetin çok fazla bir öneminin olmadığı sıkça tekrar edilir. Burada kast edilen yalnızca tekniklerin mükemmel olması ve rakibin bu yüzden rahatlıkla alt edilmesi değildir. Asıl anlatılmak istenen şey başkadır. Aikido, kişinin zihni ve bedeni arasında bir uyum kurabilmesi durumunda, zaten sahip olduğu büyük bir potansiyele işlerlik kazandıracağını savunur. Bu yüzden esas olan bedensel kuvvet değil, zihinsel kuvvettir. Tüm çalışmalarda amaç bu kuvveti çoğaltmak ve kullanıma hazır hale getirmektir.

Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba zihinsel kuvveti “ki” diye isimlendirmişti. Batı uygarlıkları açısından pek bir anlam ifade etmeyen “Ki” enerjisi, başta Çin ve Japon kültürleri olmak üzere Doğu kültürlerinden de çok özel bir yere sahiptir. “Yaşam gücü” anlamını da içeren “ki”nin her insanda potansiyel olarak var olduğuna inanılır. Japon dilinde “zayıf ki’ye sahip olmak” hasta olmak anlamına gelir.

Bir enerji biçimi olarak tasvir edilen “chi” aynı zamanda hava anlamına da gelmektedir. Taoculuk ve diğer Doğu kültürleri, her insanda potansiyel olarak var olduğunu düşündükleri “chi”yi arttırmak ve “yaşlanan bedenin ölümsüz hale gelmesi’’ amacıyla çeşitli nefes egzersizleri geliştirdiler.

Ama chi’yi geliştirme yalnızca nefes egzersizleriyle sınırlı değildi. Bu çalışmalar bir takım fiziksel ve meditasyon gibi zihinsel egzersizlerle bir bütün olarak ele alınıyordu. Doğu Kültürü’ne göre “ki” enerjisi vücutta çeşitli kanallar sayesinde dolaşır. Bu önerme geleneksel Doğu tıbbının da temelini oluşturmaktadır. Örneğin günümüzde birçok yerde kullanılan akupunktur da aynı temel üzerinde şekillenir. Bu uygulamada da amaç hayali enerji kanallarına batırılan iğnelerin yardımıyla chi enerjisini gerekli yerlere yönlendirmektir.

Bunun dışında “ki”yi vücutta dolaştırmak ancak bazı özel durumlarda gereklidir. Aikido ve Tai Chi Chuan gibi bazı savaş sanatları da bu özel durumlarla ilgilidirler. “Ki”yi vücutta yönlendirmek ancak zihnin yardımıyla mümkündür. Ama onu tazelemek ve denetim altına almak için doğru nefes alıp vermeyi bilmek gerekir. “Doğru” kelimesinin kullanılış nedeni Doğu kültürlerinde temel olan “diyaframı kullanarak nefes alıp verme” uygulamasının yararlarının günümüzde herkes tarafından kabul görmesidir.

Ki enerjisini ortaya çıkarmak için zihinsel gevşeme çok önemlidir. Diğer savaş sanatları gibi Aikido da, “mushin” denilen zihinsel gevşeme durumuna büyük önem verir. Mushin, yalnızca savaş sanatlarına da özgü değildir. Çay hazırlama sanatı ya da çiçek düzenleme sanatı gibi birçok alanda kilit kavramdır. Hatta günümüzde “sezgiler yoluyla yol alan esnek bir zihin” kavramı Japonya’da işletme yöneticiliği için bile kilit bir kavram olarak kullanılmaktadır.

“Mushin” bir anlamda “zihnin yokluğu” demektir. Kişinin eylemlerini gerçekleştirirken zihnini sürekli akış halinde tutmasını, zihninin bir eylemden  diğerine, tıpkı su gibi akışını ifade eder.

3.MUSHİN VE OTOHİPNOZ

Aikido’da yukarıda “mushin” olarak adlandırdığımız zihinsel duruma geçiş için kökeni çok eskilere dayanan bir nefes egzersizi olan “misogi” ve meditasyon kullanılır. Hedeflenen, sonuçları itibariyle, bir tür “otohipnoz”dur. “Misogi” nefes egzersizinde hava burundan alınır, ağızdan verilir. Omurga düzdür, diyafram kullanılır. Nefes verme süresi nefes alma süresinden fazladır. Nefes alış verişi esnasında evrensel enerji ile kişinin enerjisinin “şarj edildiği” düşünülür.

“Misogi” teknik açıdan, amaçlarından bir tanesi de gevşeme olan “temizleyici solunum”a benzetilebilir. Aynı şekilde bir meditasyon tekniği olan “nefes meditasyonu”nda da benzer bir uygulama vardır. Burada da nefesi tuttuktan sonra birkaç kademede nefes verilir. Trans esnasında görülen odaklanma, duygu ve ilgi değişimi, zaman boyutunun değişmesi, otomatiklik, trans bilinci gibi durumlar, “mushin” esnasında da yaşanır.

Aikido’nun ve hipnozun amaçları ve sonuçları karşılaştırıldığında önemli benzerlikler görülür.

Her iki uygulama da “Farklı Bilinç Halleri”ni hedefler. Farklı bilinç halleri, gündelik yaşantımızda her zaman yaşadığımız bilinç halinin ve normal olarak adlandırılabilecek algı-bilinç akardengesinin (hemostasis) haricinde varılabilecek bilinç hallerini anlatmak için kullanılır.

Farklı bilinç hallerinin hepsi bir diğerinden değişik özellikler gösterir. Kaldı ki kültürel etkiler, kişinin beklentileri ve psikolojik yapısı vb nedeniyle aynı haller farklı kişilerde farklı sonuçlar da verebilir. Görüldüğü gibi, deterministik (aynı koşullarda aynı sonuçları doğuran) bir yapıya sahip olmadıkları için bilinç hallerinin bilimsel açıdan incelenmesi çok zordur. Ama yine de farklı bilinç hallerinde görülen benzer değişimler gözlemlenebilmektedir.

Özellikle meditasyon ve oto-hipnoz gibi kişilerin bir otoritenin etkisinde kalmadan, bağımsız olarak yaşadıkları Farklı Bilinç Halleri’ni beynin var olan programından arınma ya da onu yeniden programlama olarak niteleyebiliriz.

Bu iki durumda da algıda değişimler ortaya çıkabilir. Farklı gerçekliklere açılma hissi duyulur. Zamanı algılamada farklılıklar ortaya çıkar. Kişi etrafındaki her şeyin hızının değiştiğini veya bir an içinde çok uzun bir zaman dilimi yaşadığını hissedebilir. “Mushin”de, bunlara ek olarak, bilincin kontrolü ortadan kalktığı için duygularla ilgili ifadelerin ortaya çıkışı da değişebilir; Ani ve beklenmeyen, içten gelen, daha ilkel ve şiddetli duygulanımlar, bilinçli durumdaki uyanık şuurun kontrollü ve süzgeçten geçirilmiş duygulanımlarının, akıl yürütmenin yerini alır. Hatta bazı hallerde kişi vücudunu dış dünyanın bir parçası olarak algılayıp “evrenle bir olduğu, kozmik bilinci kavradığı” hissine de kapılabilir.

AIKIDO TEKNİKLERİNİN UYGULANMASINDA DÖRT TEMEL ÇALIŞMA YÖNTEMİ VE BUNLARLA İLGİLİ TEKNİKSEL VE ZİHİNSEL KAVRAMLAR

KO TAI: Sağlam ve kesin bir çalışmanın ilk seviyesidir. Teknik temellerin kişide oluşması için, kemik ve kas yapısını güçlendirmek amacıyla fiziksel güç kullanılır. Bu, maddenin “katı” haline eşdeğer bir çalışmadır.

JU TAI: Şiddetle uygulanan bir saldırı veya tutuş karşısında herhangi gereksiz bir kasılmaya izin vermeksizin esneklikle uygulanan çalışmadır. Maddenin “akıcı” haline eşdeğerdir.

EKI TAI: Çalışma arkadaşınızın size dokunmasına izin vermeden, saldırıdan hemen önce harekete geçmektir. Maddenin “sıvı” halidir.

KI TAI: Çaresiz durumda ve hâkimiyetiniz altına aldığınız çalışma arkadaşınızı siz yönlendirirsiniz. Tutulabilecek gibi değilsinizdir ve artık bir çalışma arkadaşınız veya rakibiniz yoktur. Maddenin “gaz” halidir. Bahsettiğimiz bu mükemmelleşme hali her Aikidoka’nın amacıdır. Bir rakip veya düşman yoktur, çünkü o kendi içinde soğurulmuş ve ortadan kaldırılmıştır. Bu durum Japonca’da “KIMUSUBI” olarak adlandırılır.

SHISEI: Dışarıdan kendini belli eden içsel bir güç, duruş, tutum.

KAMAE: Hazırlanmak, zihnini açık tutmak.

KIRYOKU: Yaşam gücü.

SEISHIN JOTAI: Zihinsel durum.

METSUKE: Fiziksel ve zihinsel bakış.

MA AI: Aite ve kendisi arasında var olan uzaysal ilişki (mesafe ve zaman kavramı).

IRIMI: Kendi bedenini rakip bedenin içine sokmak.

TAI SABAKI: Aite’nin dengesini bozmak ve durumu kendi lehine çevirmek için yapılan adımlamalar

SOKUDO: Dengeli bir hızlılık.

KO RYOKU: Etkililik.

KOKYU RYOKU: Fiziksel güç ile solunum ritminin uyumlu işleyişi.

ATEMİ (Vuruş Teknikleri): Atemi, hiç istisnasız her Aikido tekniğinde kullanılır. “ATE”, istenilen yeri kesinlikle tahmin etmek, kestirmek anlamına gelen “ATERU” sözcüğünden gelir. “Mİ” ise beden, vücut anlamına gelir. Aikido’da Atemi’nin amacı hayati noktalarda acı uyandırmak, rakibin dikkatini dağıtmak ve saldırganın saldırma iradesini hâkimiyet altına almaktır. Kuvvetli bir ATEMİ’nin telafisi mümkün olmayacak sonuçlar (bayılma, felç veya ölüm) doğurabileceğini belirtmekte fayda vardır, ancak söz konusu hayati noktaların aynı zamanda iyileştirmek ve canlandırmak için kullanıldığını unutmamalıyız. Bu sebeple, anatomi üzerine doğru ve yeterli bilgi sahibi olmak çok önemlidir.

ÜÇGEN – DAİRE – KARE SEMBOLİZMİ

O’Sensei’nin tanımlamasıyla;

Üçgen enerji ve eylem oluşumunu temsil eder. En kararlı fiziksel duruştur.

Daire birleşmeyi, ruhsal dinginliği ve mükemmelliği sembolize eder. Sınırsız tekniklerin kaynağıdır.

Kare form ve sağlamlığı, uygulanan kontrolün temelini temsil eder.

Whatsapp'tan Ulaşabilirsiniz!
1